https://borgesinsozlugu.wordpress.com/
Don Quijote:
Bir başka olasılık daha var, ama bu İspanyol, hatta Batı dünyasına yabancı ve daha eski, daha kompleks, daha yorgun bir ortam gerektiriyor. Don Quijote -ki artık Don Quijote degil, bir zamaniann lndostan krallanndan biri- düşmanın cesedi karşısında öldürmek ve yaratmanın, bariz bir biçimde insanlan aşan, kutsal ya da büyülü edimler oldugunu seziyor. Ölümün, elindeki agır ve kanlı kılıcın, kendisinin ve geçmiş tüm yaşamın, büyük tannlann ve de evrenin aldatıcı oldugunu biliyor. (Bir Sorun, Borges)
Gerçeklerden kaçan herhangi birini temsil eder Don Quijote.
Olimpos:
Alınlan eğikti, dişleri sararmıştı; Kızılderililerin ya da Çinilierin bıyıklan gibi sarkık bıyıklar ve hayvanımsı sarkık alt dudaklar Olimpos sülalesinin dejenerasyonunun göstergesiydi. (Ragnarök, Borges)
Sezar:
Dehşetin mükemmel olması için Sezar, bir heykelin dibinde arkadaşlarının sabırsız hançerlerinin tehdidi altında çelik panltılan ve yüzler arasında, kayırdıgı, hatta oglu gibi gördügü Marcos junius Brutus’u fark eder ve artık kendini korumaya çalışmaz, sadece Shakespeare ve Quevedo’nun yindedikleri gibi haykınr: “Sen de mi, oğlum! ” (Sahne, Borges)
Sezar bana “bu da geçer” dedirtiyor. Koskoca Sezar bile kaçamamış acı sondan.
Arslan:
… ay, ki aslan bu aydan inmişti;… (Yaratan, Borges)
Çöldeki en büyük tehlike aslandır.
Ayna:
Kimi zaman gerçekleri saptırmalarından, kimi zaman da tuhaf talihsizlikler yüzünden aynalarda yüzümün şekil degiştirmesinden korkuyordum. (Örtülü Aynalar, Borges)
Bu aynalarda herşey görülür, sadece insanın kendisi görülmez.
Bahçe:
Yavaş yavaş ilk batı teraslannı arkalannda bıraktılar, teraslar bir amfi tiyatronun bitip tükeornek bilmeyen sıralan gibi metal aynalan ve ardıç ağacından karmaşık çitleri bir labirenti andıran bir bahçeye ya da cennete uzanıyorlardı. (Saray Benzetmesi, Borges)
Bahçe bende de cenneti çağrıştırıyor. Bütün güzelliklerin toplandığı bir bahçe gibi cennet de.
Fil:
…sadece gerçek savaşçılann bir fil üzerine kurulan tahttan karşı koyabilecekleri… (Dreamtigers, Borges)
Filler de tank gibi önlerine çıkan herşeyi çiğneyip geçebilirler. Haşmetin temsilidirler.
Gece:
Tann geceleri yarattı ve onlan
Düşlerden kurdu ve aynalann biçimlerinden,
lnsan bunun bir yansıma ve anlamsız oldugunu
Duyumsasın diye. Işte bundan korku salar içimize.
(Aynalar, Borges)
Geceleri kendinde olmak hayırlı bir şey değildir. Bu yüzden gecenin şerrinden rüyalara sığınırız.
Gök:
Artık ne mitolojik korku dolu gökyüzü.nü görebilecegim (bunu hissetti) ne de yılların degiştirecegi bu yüzü. ( Yaratan, Borges)
Gök tanrıya atfedilir. Dünyaya sığamayacağı düşünüldüğündendir bu.
Gölge:
…Simgelerden ve gölgelerden bir kaplan,… (Öteki Kaplan, Borges)
Gölgeler aynadaki yansımalar gibidir. Belki biraz daha gerçekçi.
Gül:
Nasıl olur da yitirebilirdim tam da bu
Türden kibirsiz ve sevgili şeyleri,
Bugün artık Cennetin ilk Ademe
Sunduğu güller gibi erişilemez?
(Adrogué, Borges)
Gül de güzelin temsili. Elle tutulur, gözle görülür bir güzelliğin.
Günbatımı, Günsökümü:
Hiç kimse kitap yazamaz. Bir
Kitabın gerçek olabilmesi için,
Günsökümü ve günbatımı gereklidir
Yüzyıllar, silahlar ve ayıran ve birleştiren deniz.
(Ariosto ve Araplar, Borges)
Bu iki kelime bana ölümü ve dirilişi, yani kıyameti hatırlatıyor.
Heykel:
Dehşetin mükemmel olması için Sezar, bir heykelin dibinde
arkadaşlarının sabırsız hançerlerinin tehdidi altında çelik
panltılan ve yüzler arasında, kayırdıgı, hatta oglu gibi gördügü
Marcos junius Brutus’u fark eder ve artık kendini
korumaya çalışmaz, sadece Shakespeare ve Quevedo’nun
yindedikleri gibi haykınr: “Sen de mi, oğlum! “
(Sahne, Borges)
Heykel resime benzer. Bir anı dondurur. Heykel sadece bir nesneyi dondurup bağlamından kopardığı için daha dehşet vericidir.
Kaplan:
Hayır, Parana’da agaçlıklar arasında ya da Amazonlarda dolanan san kaplandan degil, Asya’da, sadece gerçek savaşçılann bir fil üzerine kurulan tahttan karşı koyabilecekleri çizgili kaplandan söz ediyorum. (Dreamtigers, Borges)
Kaplan fili devirebilecek kadar güçlü. Mükemmel bir hayvan. Bana insanüstünü hatırlatıyor.
Kent:
Bu kentten göze büyük görünen ordular çıktı, sonra kazandıklan şanla gerçekten göklere çıkanldılar. (Martin Fierro, Borges)
Her kent apayrı bir dünyadır.
Kitap:
Hiç kimse kitap yazamaz. Bir
Kitabın gerçek olabilmesi için,
Günsökümü ve günbatımı gereklidir
Yüzyıllar, silahlar ve ayıran ve birleştiren deniz.
(Ariosto ve Araplar, Borges)
Kitaplar kendi kendilerini yazar o zaman. Biz onları sadece kaleme alırız.
Kum:
Döngülerin kumu hep aynı kum
Ve sonsuzdur bu kurnun tarihi; böylece,
Kısmetlerinin ve acılannın altmda hiçbirinin
İşleyemedigi sonsuzluk uzanır dipsiz derinlerde.
(Kum Saati, Borges)
Kum sonsuzdur. Bir avuç kum da sonsuzdur, çoldeki kum da.
Kuş:
Evet kaplan geliyor; ama sıska, güçsüz, ya da tam kendisi olmayan farklı biçimlerde, bir görünüp bir yok oluyor, daha çok ya köpege ya da kuşa benziyor. (Dreamtigers, Borges)
Kuş hayra alamet değil. Cılız, korkak.
Körlük:
Yagmurda parlayan bir akçe gibi pınl pınl bir anı. (Yaratan, Borges)
Gözleriyle görmek zorunda olmayanlar çok daha güzel şeyler duyuyorlardır bence.
Labirent:
Kim bilir o yüzü, bu gece düşlerin labirentinde görüp yarın uyandığımızda belki de hatırlamayız. (Cennet, XXXI, 108, Borges)
Labirent bir imtihandır. Ondan geçen mükafatını alacaktır.
Mermer:
…hafif parmak uçlannın hissettigi pürüzsüz mermer;… (Yaratan, Borges)
Heykeller mermerden yapılır. Mermer sureti temsil eder.
Mevsim:
Ötekiler öldüler, ama bu geçmişte gerçekleşti,
Hangi mevsim ölüme en uygundur (kimse bilmiyor).
Ben, Yakup el Mansur’un kulu,
Mümkün mü ölmem, güller ve
Aristoteles’in öldügü gibi?
(Dörtlük, Divan de Almotasim el Magrebi)
Mevsimler zamanın tezahürüdür. Mevsimler olmasa bugünü yarından nasıl ayırt ederdik?
Oyun:
Doğuda tutuştu ilk bu kavga
Sergilendigi tiyatro bugün tüm dünya.
Öteki gibi, sonsuzdur bu oyun da.
(Satranç, Borges)
Kuralı olan herşey bir oyundur.
Çöl:
Avrupa yitti. Ama başka armağanlar
Bağışladı bu engin düş Doğunun
Çöllerinde oturan ve arslanların kol
Gezdigi gecede yaşayan ünlü insanlara.
(Ariosto ve Araplar, Borges)
Çölde bile yaşanıyorsa her yerde yaşanır.
Rüya:
Yoksa hiçbir zaman rüyaların dışında hiçbir şey görmemiş miydi? (Yaratan, Borges)
Bence rüya gözle görülen şeydir. O rüyanın bu rüyadan farkı ne?
Sahne:
Onu öldürüyorlar ama o, aynı sahnenin yineleurnesi için öldüğünü bilmiyor. (Sahne, Borges)
Özne’nin olduğu her yer sahnedir çünkü özne oynar.
Sokak:
…yakın bir sokak var adımlanma yasaklanmış,… (Sınırlar, Julio Platero)
Sokakta yürünür. Bir yere gidiyorsan orası yol olur.
Anı:
Yağmurda parlayan bir akçe gibi pırıl pırıl bir anı. (Yaratan, Borges)
Anı kişiye özel olandır. Bir şey gördüğünde o artık senin anın olur.
Ölüm:
Ölümün, elindeki agır ve kanlı kılıcın, kendisinin ve geçmiş tüm yaşamın, büyük tannlann ve de evrenin aldatıcı oldugunu biliyor. (Bir Sorum, Borges)
Ölüm dünyayı yalan kılan gerçek.
Bellek:
…Ve belleklerde bir hoş seda bırakan amlannda,… (1960’tan Bir Övgü, Borges)
Bellek insanın bütün serveti ve sermayesi.